hemsinturizm.sitemynet.com
hemsin tarihi:

hemsin tarihi:

<geri dön

Tarihimiz
İstiklal Madalyası Alanlar, Gaziler Osmanlı Döneminde Yaşamış Hemşin Doğumlu Büyüklerimiz
HEMŞİN TARİHİ
Tarihi geçmişi itibarıyla Hemsin yöresini "Rize ve Çevresinin tarihi" içerisinde ele almak gerekmektedir. M.Ö. ki dönemlerde Rize ve çevresinde çeşitli kavimlerin yaşadığı; yörenin zaman zaman değişik kavimlerin yönetiminde kaldığı bilinmektedir.
M.Ö. 63'te Roma imparatorluğu egemenliğine girmiştir. Roma imparatorluğunun bölünmesi ile Rize ve çevresi Bizans Yönetimi sınırları içerisinde kalmış tır. Bizans döneminde Rize'nin iç kısımlarında Alon, Kıpçak ve Kuman adlı Türk boylan yerleşmiştir. Bu Türk boyları içerisinde M.5. 623 yıllarında Hamam Beğ idaresinde bugünkü Hemsin yöresinde bir Oğuz Oymağı da bulunuyordu. Adı geçen bu Türk oymağı, daha önce Oğuz- Türkmen-Partlı/Arşaklı Devletini ku ran 1. Arsak (M.Ö. 250 - M.Ö 247) tarafından Ma-nua idaresinde bir ön kuvvet korucu olarak Amadan-Mamadan bölgesine yerleştirilmişti. Uzun süre Amadan-Mamadan yöresini kendilerine yurt edinen bu Türk oymağı, daha sonraları Sasaniler'in yoğun din baskılarına ma-hruz kaldılar. Mecusi (Ateşe tapan) inancına sahip Sasaniler'in bu dine geçmeleri için zorlamaları üzerine, Bu yörede tutunamayacaklarını anlayınca 623 yıllarında Hamam Beğ idaresinde Rize yöresine göçüp "Danpur" denilen yıkık kasabayı imar ettiler. Yeniden imar ettikleri bu beldeye beylerinin
adına izafeten "Hamama Şen (Hamama Bad/ Hamamın Şenlendirdiği) " adını verdiler. Bu Türkçe ad zamanla Hemşen/ Hemsin biçimine girerek günümüze kadar geldi.
Tarihi kaynaklardan Hemşinliler'in atalarının Ha-madan/ Hemedan'dan ayrıldıktan sonra Kars- Göle dolaylarına yerleştikleri; sonradan Acaristan ve Çoruh bölgesine inerek Çoruh'u karşıya geçtikleri ifade edilmekte ve Bizans kralı 6. Kostantin tarafından şimdiki Hemsin yöresine yerleştirildikleri belirtilmektedir.
Ayrıca Osmanlı vergi defterinde Hemşinliler için; "Muselmanı Kadım" yanı: 1461 Osmanlı Fethi öncesi eski müslümanlar ifadesini kullanılması da bu duru mu doğrulamaktadır. Akkoyunlu Türk Devleti zama nında (1350- 1502) Rize'nin güney kesiminde yer alan Hemşin'e birçok Türk boyu yerleşmiştir. Aşağı Çamlıca (Viçe) ve Molaveyis (Ülkü) köy de bulunan Koç tıeykeleri bu yörelerdeki Türklüğ'ün bariz delille ridir. Benzeri koç heykelleri doğu Anadolu ve Azer baycan gibi diğer Türk bölgelerinde de bulunmakta dır. Koyun ve koç heykelleri ortaasya Türk kültürün den kaynaklanmaktadır.

Türkler göçüp yerleştikleri yerlerde ölen ilk ata larının mezar taşlarına taştan oyulma koç heykeli di kerler, bu bir Türklük geleneğidir.
1461 yılında Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'un fethi ile birlikte Rize ve çevresi de Osmanlı toprakları-na katılmıştır. 1486 ve 1534 tarihli Trabzon sancağı Mufassal Tapu tahrir defterlerine göre bölgenin mer-kezi yönetime bağlandığını görüyoruz. Bu kayıtlara göre Kaza-i Hemşen'e (Hemsin Kazası) bağlı 34 köy bulunuyordu. Hemsin kazasının; Hemsin, kara Hem-sin, Eskanos(Senos- Kaptanpaşa) olmak üzere üç nahiyesi vardı. 1536 tarihinde yapılan yeni bir idari tak-simatla Hemsin, ispir sancağına bağlanmıştı.
1600 tarihli kaynaklarda da bu sancağa bağlı olduğu görülür. 1753 ve 1831 tarihli tapu kayıtları ile ilgili belgelerde de Hemsin kazasının Trabzon sancağına bağlı olduğu yazılmaktadır. 1836 yılında yapılan yeni bir taksimatla Atina (Pazar) ilçe, Hemşin'de Pa-zar'a bağlı bir nahiye olur. Daha sonra 1856-1857 yıllarında Hemşin'in kaza olduğu bilinmektedir. An-cak 1878 yılında Berlin Antlaşması ile yapılan yeni bir idare düzenleme ile Çoruh iline bağlı bir bucak; 1904 tarihinden sonra da Trabzon'a bağlı olduğu görülmektedir.
05.03.1916 tarihinde Rus işgali sonucunda Hemsin, Batum Sancağı'na bağlı olarak yönetilmeye başlanmıştır. 15.08.1918 tarihinde Rus işgalinin kaldırılması sonucunda da Hemsin tekrar Osmanlı impa-ratorluğu yönetimine girmiştir.
Cumhuriyet dönemi ilk idari taksimat 20.04.1924 tarihinde yapılmış; yapılan bu taksimatla Hemsin tekrar Pazar'a bağlı bir bucak olmuştur.
Son olarak 09.05.1990 tarih ve 3644 sayılı kanunla Hemsin yenidin ilce olarak kurulmuş; 19.08.1991 tarihi itibariyle teşkilatlanmaya başlamıştır. Böylece 133 yıl sonra Hemsin ilçe olma statüsüne yeniden kavuşmuştur.
Yöremiz tarihi ile ilgili değerli araştırmaları olan Prof. Dr. Fahrettin KİRZİOĞLU Hemşin'den bahseder-ken Orta Asya Türklerinden kalan bir boyun hatıra sini taşıyan 14 Asırlık (Hem-şen) adının yalnız başına bile; Anadolu'nun Karadeniz dağlarının denize bakan eteklerinden islamiyet'ten önceki Türklük varlığını tanıtacak güzel bir vesika mahiyetinde olduğunu ifade etmektedir. Yaşayış bakı-mından yarı göçebe bir hayat süren Hemşinliler'in Oğuzlar'ın yazı dilinin bozuk bir lehçesi ile konuştukları bir gerçektir. Hemşin'in başlangıçta esas yerleşim merkezi: Fırtına deresinin yukarı kesimlerinde yer alan Baş Hemsin, Aşağı Hemsin ve Kale-i Balâ'dır. Ancak zamanla nüfusun artması ile önce Rusya içlerine daha sonra da Türkiye safında gurbet hayatına atıldıkları görülür.
Kale-i Bâla
Hemşinliler'in Anadolu'ya ilk gelen Türkler'den olup halen Dede Korkut dilini konuştukları bir gerçektir. Nitekim, Prof. Dr. Laszla KASONYİ türanit (Türk) tipini Doğu Karadeniz'de ilk çağlardan beri mevcut olduğunu ifade etmektedir. Hemsin Dil yapısı incelendiği zaman Türk dilinin en sağlam kaynağı sayılan Divan-i Lügat-it Türk'deki mecvut birçok Türkçe sözlerin halen Hemşinliler'in günlük konuşmalarında yer aldığı görülmektedir. Kaşgarlı Mahmut tarafın-dan 1072-1074 yıllarında derlenen Divan-ı Lügat-it Türk'ün tercümesinde geçen "EMŞEN" kelimesinin kuzu derisi kürk yapılan deri anlamına geldiği görül-mektedir. Deriden yapılmış kürk giyen, kabile boy başkanlarına izafetten Hemşen'li deyiminin ortaya çıktığıda ifade edilmektedir. (Hemsin isminin Hemşen kelimesinden ortaya çıkmış olabileceği kuvvetli bir ih-timaldir). (H harfini) Bu kelimenin yer almaması, Çağatay Türkçe'sinde (H) harfinin bulunmamasından kaynaklan maktadır. "EMŞEN" kelimesinin Anadolu Türkçe'sinde "HEMŞEN" olarak geçmesi de doğaldır.
Bu gün Hemşinliler'in gelenek ve göreneklerin-den halen varlığını sürdüren birçok adetler Orta As-ya'dan başlayıp iran üzerinden devam eden ve Doğu Karadenizin iç kesimlerinde noktalanan tarihi yolculu-ğun birer delili olarak durmaktadır. Örneğin; eskiden Ergenekon dolaylarında dağlarda yapılan "Vartivor" eğlenceleri şimdi aynı ihtişamıyla Hemsin yaylalarında devam etmektedir. Horasan kuşağı ve Farsça Puşiş (Örtülecek Şey) kelimesinden gelen "Püşi" ise; kendi-ne has bağlama biçimi ile Hemşinliler'in hayatında; Orta Asya, Hemedan ve Anadolu hatmin çok güzel bir hatırası olarak varlığını sürdürmektedir.
[ Sayfa Başına Git ]


İLÇEMİZDEN İSTİKLÂL MADALYASI ALAN YÜKÜMLÜLERİN İSİM LİSTESİ

Adı ve Soyadı

Baba adı ve D. Tarihi

Katıldığı Birlik

Mustafa GENCAL

Hüseyin- 1317- Levent Ky.

Sarıkamış ist. Böl.

Mustafa SAĞLAM

Ahmet- 1317-Akyamaç Ky.

9. Kor. Top.A. 2.Sah.Tb. K. Sarıkamış

ibrahim SEBAT

Ali-1317-Bahar Mah.

9. K-13 Fk. 8. A.L.Tb L. Bl. Sarıkamış

Hasan ARSLAN

Mahmut-1318-Yaltkaya Ky.

Edirne Jand. Alayı

Ahmet Hakkı ŞEN

Hasan-1311-Çamlıtepe Ky.

36. A.2. Tb.6. Bl. K.

Celal AYDIN

Ahmet-1312-Yeniköy Mah.

Hopa Jand. A. Kom.

Hüseyin AVHAN

Salih-1308- Ortaköy Mah.

Sarıkamış inş.Tab.

Zihni ALPASLAN

Ali- 1309-Yaltkaya Ky.

Kara Tamirat Kom.

Numan DORUK

ilyas-1315-Bilen Ky.

54.A. 2. Tb. Kom.

Mustafa ARSLAN

idris-1314-Yaltkaya Ky.

41.1. A.2. Tb. Kom.

Ziya ÇAĞLAR

ibrahim-1313-Çamlıtepe Ky.

54. A.1.Tb.1.BI. Kom.

Gabin MATARACI

Mustafa-1313-Yaltkaya Ky.

54.A.1 Tb.LBl. Kom.

O. Nuri YAZICI

Halil-1313-Ortaköy Mah.

37.A. 55. Frk.57.Hüc. Tb.

KORE GAZİSİ OLAN YÜKÜMLÜLERİN İSİM LİSTESİ

Adı ve Soyadı

Baba adı ve D. Tarihi

Ölü veya Sağ Olduğu

Ahmet KUYUMCU

Hasan- 1930-Bilen Ky.

Sağ

Şevki USTA

Ali-1930-Ortaköy Mah.

Sağ

KIBRIS GAZİSİ OLAN YÜKÜMLÜLERİN İSİM LİSTESİ

Adı ve Soyadı

Baba adı ve D. Tarihi

Ölü veya Sağ Olduğu

Mustafa MATARACI

Haydar-1950-Yaltkaya Ky.

Sağ

ibrahim YAZICI

Ali-1953-Ortaköy

Sağ

Azmi ÖZDEMİR

Cemil-1953-Yeniköy Mah.

Sağ

Mustafa AKPAK

Ali- 1952- Akyamaç Ky.

Sağ

Suat ÇOLAK

ibrahim-1953-Bilen Ky.

Sağ

Mustafa FERAH

Yakup- 1953- Nurluca Ky.

Sağ

ismail FERAH

Yakup- 1953- Nurluca Ky.

Sağ

Hemşin Tarihi Osmanlı Döneminde Yaşamış Hemşin Doğumlu Büyüklerimiz

HEMŞİN DOĞUMLU OLUP OSMANLI DEVLETİNDE HİZMET VEREN BÜYÜKLERİMİZ

DAMAT-MEHMET ALİ PAŞA (Osmanlı Sadrazamı)

218- Milliyeti: Tü'rk; tâyini: 1852= T268 senesi 3 Teşrinievvel = 18 Zühhicce Pazar günü; azli:
1853 = 1269 senisi 13 Mayıs= 4 Şa'ban Cuma günü; sadâ ret müddeti: 7 ay, 11 gün.
Derya - kapdanlığından Sadr-ı a'zam olan Meh met Ali Paşa eskiden Trabzon vilayetinde kaza ve şimdi Rize vilâyetinde nahiye merkezi olan Hemsin kasabasında "Hacı-Ali oğullan" ailesinden fındık tüccarı ve Galata Baş-ağası Hacı-Ömer Ağa'nın oğludur. 1228 =1813 tarihinde Hemşin'de dünyaya gelmiş olduğuna göre, 39 yaşında Sadr-ı-a'zam olmuş de mektir. Dâmadlığı ikinci Mahmud'un kızlarından Âdi le Sultan'la evlenmiş olmasındandır. Bazı şiirleri Ali Emiri Efendi'nin "Tarih ve Edebiyat Mecmuası"nda neşredilmiş olan bu şair prenses Kanuni Sultan Süley man'ın divanlarından birini "Divân-Muhibbi" ismiyle neşretmiş olmakla mâruftur. - Mehmet Ali Paşa'nın tayın tarihindeki bir günlük ihtilaf meselesi için yuka rıdaki fıkraya bakınız. - Azil tarihindeki ihtilaf iki günü bulduğu için daha mühimdir: Kendisinin azli üzerine Sadr-ı-a'zam olan Giritli-Mustafa Naili Paşa'nın sada ret Hatti-ı-Hümâyününda "6 Şa'ban 1269" tarihi var dır: Bu tarihin Milâdi takvimdeki karşılığı "15 Mayıs 1853 Pazar" dır; halbuki Takvim-i Vakaayi'in 487 numaralı müshasında o gün bir Cumartesi'ne müsa-dif gösterildiği gibi, Rif'at Efendi'nin "Verd-ül-Hadâ-yık" tâyini "Şa'bân-ül-Muazzam'ın altıncı Cum'a gü-nü" ne müsadif gösterilir; Ata tarihinde de "Şa'banın altıncı Cum'a günü denildiği gibi Ali Fuad Bey'in "Ri-ca l-i muhimme-i siyasiyye" sinde dahi azlin "Bir Cuma günü" ne tesadüf ettiğinden bahsedilmektedir: Haki-ki takvimde ise "Cuma günü, o sene Şa'bânının 6 sı-na değil, 4 üne müsadiftir; bu suretle gün ismiyle gün sayısı arasında iki günlük bir tehalüf var demek-tir; yalnız Mehmet Şem'i'nin "Esmar-üt-tevârih" inde Mustafa Naili Paşa'nın sadareti Şa'banın 6 sına değil, 5 ine müsadif gösterilir! O sırada Türkiye ile Rusya arasında Kırım muharebesiyle neticelenecek bir "Ma-kaamât-ı Mubâreke" ihtilafı vardır ve bu münasebetle istanbul'a gelmiş olan meşhur Rus fevkalade mu-rahhası prens Mentschikof'un tehdidi üzerine Mehmed Ali Paşa azledilmiştir: Bu meseleden bahseden bazı Garp menbalarında da azil tarihi "13 Mayıs = 4 Şa'ban Cuma" gününe müsadif gösetirilir; Abdurrah-man Şerefin Osmanlı tarihinde Garp menbalarındaki "13 Mayıs" tarihini, Osmanlı menbalarındaki "6 Şa'ban" tarihine karşılık göstermesi her halde bundan mütevellid bir zühul olmalıdır, işte bütün banlardan anlaşıldığına göre Damad-Mehmed Ali Paşa "4 Şa'ban = 13 Mayıs Cuma" gü nü Kuruçeşme'deki yalısında Heyet-i-Vükelayı toplayıp müzakere ile meşgul olduğu sırada Mühr-i-Hümayûn istirdâd ettirilip azledilmiş ve o gün tatil olduğu için yeni Sadr-ı-a'zam Mustafa Naili Paşa'nın sadâret Hatt-ı-Hümâyünu ertesi sabaha tesadüf eden "5 Şa'ban" = 14 MayısCu-martesi" günü ısdar edilmiştir: Bu Hattı-ı-Hümayum-nad "6 Şa'ban" tarihine tesadüf edilmesi de her halde bir Rü'yet-i-hilâl farkından mütevellid olmalıdır; azil gününün ismiyle tâyin gününün hakiki takvime uymıyan itibari rakamı sonradan biribirine karıştırılmış olmak lâzımgelir; Hatt-ı-Hümâyunlarda kullanılan Hicri tarihlerdeki gün rakamları Rüyet-i-hilâl meselesinden dolayı daima ihtiyatla karşılanmalıdır.

OSMANLI MÜELLİFİ

ABDULLAH EFENDİ

1190-1776

Arabi ilimlerin mütehassıslarından bir zat olup Hemşinlidir. 1190 H. de istanbul'da vefat etti.

Eserleri:

(Haşiye Âlâ Ebi'l-Feth), (Risale Mine'l-Feraiz), (Risale Fi'l-ihtiyari'-Cüz'i), (Risale Mine'l-Hisap), (Haşiye Âlâ muhtasarı'l-Mü'nteha) dır.

OSMANLI ALİMLERİ

YUSUF EFENDİ

"Yusuf Nadir" ve "Yusuf Dehri" adları ile de anılırdı. Feyzullah Dehri-zâde Abdulkadir Efendi'nin oğJu olup 26 Eylül 1285'de Hemşinde doğmuştur, "izzi" nin sonuna kadar babasından okumuş ve vefatı üzerine (1291/1875'de) mahalli ulemadan Yağcı-zâde Ali Vehbi Efendi'den sarf ve "Avamil" okumuş ve sonradan da amcası Dehrizâde Ali Vehbi Efendi'den tekrar sarftan başlayıp "Akaid" e kadar ders görmüştür.

ÖMER HULUSİ EFENDİ

Mektep hocalarından Abdülaziz Efendi'nin oğlu olup H. 1269 (1852/1853) senesinde Rize'ye bağlı Hemsin nahiyesinin Çötenes Köyünde doğmuştur. Köyünde ilk tahsilini bitirip sarf ve nahve başlamıştır. H. 1282 senesi sonlarında istanbul'a gelerek Süley-maniye Camii civarında Deveoğlu Medresesinde ikametle Süleymaniye Dersiamlarından Rizeli el-Hac Mehmet Haşim Efendi'den 17 sene ders talim ederek icazet almıştır.

AHMET GALİP EFENDİ

Debbağ Esnafından Laz Alizade Süleyman Ağa'nın oğlu olup 1262 h. yılında Hemşin'de doğmuştur. Hemşin'in Çinova köyündeki camiin imamı Mehmet Memiş Efendi'den sarf ve nahiv okuyup Erzurum'a gitmiştir.

ERDEM EFENDİ

Demircioğlu Mehmet Efendt'nin oğlu olup 1288 (1872) tarihinde Hemşin'de Mapavri nahiyesinin Pe-rastan köyünde doğmuştur, ilk bilgileri aldıktan sonra köyüne yakın olan Palahor Karyesi Medresesinde bir müddet tahsil görmüştür. Bir müddet Karade-re'de okumuş ve 1312 (1886) tarihinde istanbul'a gelerek Bayezit Dersiamlarından Konyalı Hacı Tahir Efendi'nin ders halkasına katılmıştır. 1320 (1904)'de hocasından icazet almıştır. 1322 (1906)'de istanbul ruûsunu kazanmış ve Bayezit dersiamları arasına katılmıştır.

EL-HAC AHMET İSLÂM Ef ENDİ

Kuzat'tan Mahmut Hamdi Efendi'nin oğlu olup 1268 h. yılında Hemşin'de doğmuştur, istanbul'da Şehzade Rüştiyesinde, sonradan Dâr-ül Muallimin adını alan mülga Mekteb-i Mülkiye'de tahsil ederek a'lâ derecede şehadetname almıştır.

AHMET GALİP EFENDİ

Tüccardan Ali Efendi'nin oğlu olup 1299 h. senesinde Hemşin'in Çençova köyünde doğmuştur. Köyünde ibtidai'yi bitirmiş ve medreselerde Arapça okumuş ve bilâhare istanbul'a gelip Fatih Dersiamlarından Nasuhi-zade Mustafa Asım Efendi'den ikmal-i nuseh ederek icazet almıştır. Mekteb-i Nüvvab'tan 4. sınıf niyabet ehliyetnamesini 17 Şaban 1326'da almıştır.

AHMET HAMDİ EFENDİ

Erzurum Müftüsü merhum Hacı Ali Efendinin oğlu olup 1272 h. yılında Atina (Pazar) kazası dahilinde Hemsin nahiyesinde doğmuştur. Mukaddemat-ı ulûmu mahalli ibtidai Mektebinde tahsil ve perderinden de ulûm-i âliye ve âliyeyi, ferâiz, sülüs ve nesih hatlarını taallü'm ile üç kıt'a icazet aldıktan sonra Der-saadet'e gelerek Ders Vekili Semahatlü Ahmet Asım Efendinin halka-i tedrisine mü'davemetle müşarünileyh Hazrelerinden tekmil-i nuseh-i ulAüm ederek icazetname almıştır. Türkçe, Arapça ve Farsça lisanlarında tekellüm ve kitabet ederdi.

YUSUF TALÂT EFENDİ

Ziraatle iştigal eden Poduroğlu Mustafa Ağa'nın oğlu olup Şubat 1268/1853 senesinde Rize'ye bağlı Hemşih Nahiyesinin Yabık Köyünde doğmuştur, ilk tahsili ile bir kısım dini bilgileri muhtelif nahiyelerin-deki medreselerde görüp istanbul'a gelmiştir. Hafız Şakir Efendi'nin ders halkasına girip H. 1308'de icazet almıştır. H. 1308'de ruûsu imtihanını kazanmış ve 1 Temmuz 1310/1894'de 95 kuruş dersiam maaşı ile Fatih Camiinde derse çıkmıştır.

3 Kanunisani 1321 /1905'de ilk olarak talebelerine icazet vermiş ve bunun üzerine bir adet altın liyakat madalyası ile dördüncü rütbeden Osmanlı nişanı kendisine ihsan olunmuştur.

AHMET EDİP EFENDİ "Numan Efendi-zâde"

Abdulkadır Ağa'nın oğlu olup 1289 h. yılında Hemsin nahiyesinde doğmuştur. Mukaddemat-ı ulumu nahiyede gördükten sonra Dersaadet'e gelerek Süleymaniye Dersiamlarından Tarsusla Hafız Mustafa Efendi'nin halka-i tedrisine müdavemetle tekmil-i nuseh ederek 4 Cemazielaher 1317 tarihinde icazet'e muvaffak olmuştur. Müdavim bulunduğu Mekteb-i Nüvvab'tan 22 Şaban 1323 tarihinde sınıf-ı rabi' tezkeresine nail olmuştur. Türkçe ve Arapça tekellüm ve kitabet ederdi.

ABDÜLAZİZ EFENDİ

Bağcıoğlu rençber Halil Ağa'nın oğlu olup 1253 h. senesinde Hemsin Kazasının Babek Karyesinde doğmuştur. Amasya'da Yakuppaşa Medresesine gelip dahil olmuş ve Mir Hasan Efendi'den icazet almıştır.

Amasya'da Yakutiye Mahallesinde ilimle meşgul olup Şubat 1336 da 77 yaşında bulunuyordu. (Dosya: 681)

ÖMER LÜTFİ EFENDİ

Behlül Vehbi Efendi'nin oğlu olup 1298/1882'de Atina - Pazar Kazasınna bağlı Hemsin Nahiyesinde doğmuştur, ilk tahsilinden sonra istanbul'a gelip Fatih Dersiamlarından Erzurumlu Ahmet Hamdi Efendiden tahsili ikmalle icazet almıştır, imtihanla kabul olunduğu Mekteb-i Nüvvab'ı da Şaban 1330'da iyi derecede bitirmiştir.

RECEP FEHMİ EFENDİ

Debbağ esnafından Kürt zade Ali Galip Efendi'nin oğlu olup 1276 mali yılında Atina"1(Pazar) Kazasının Hemsin nahiyesinde doğmuştur, ilk tahsilinden sonra Erzurum'a gidip Sultaniye Medresesinde müderris el-hac Yusuf Efendi'den sarf, nahiv, fıkıh, sabık Erzurum müftüsü Osman Efendi'den mantık ve hadis tahsil ederek istanbul'a gelmiştir. Sonradan Şeyhülislamlık müsteşarı olan Ödemişli Mustafa Fehmi Efendi'den dersleri ikmalle icazet almış ve imtihanla kabul edildiği Mektebi-i Müvvab'tan da Recep 1321'de şehadetname almıştır.

HAFIZ REŞİT EFENDİ

Hamza Yehuza Ağa'nın oğlu olup Mart 1272 senesinde Hemsin kasabasında doğmuştur. Dokuz yaşında istanbul'a gelmiş ve Fatih 'te Hafızpaşa Mektebinde hıfzı ikmal etmiştir. Fatih Camiinde sarfı okuyup Erzurum'a gitmiştir. Burada rüştiyeyi bitirmiş ve 1290'da tekrar istanbul'a gelmiş ve Çiftebaş. Kurşunlu Medresesinde ikametle, Dâr'ül-Muallimin-i Rüştiyeye girmiş ve sonradan mezun olmuştur.

AHMET MİTHAT EFENDİ

Mehmetoğlu Süleyman Efendi'nin oğlu olup 1295 senesi Nisanında Hemşin'in Balahor karyesinde doğmuştur. Ağustos 1309'da istanbul'a gelip Baye-zit Dersiamlarından olup sonradan Rumelikazaskeri Müşaviri olan izmitli Mehmet Arif Efendi'den Kanuni-sani 1320'de icazet almıştır. 1 Eylül 1320'de Dâr'ül Funûn-i Osmani Ulûm-i Diniye Şubesine imtihanla girip 3 Mart 1325'de pek iyi derece ile mezuniyet şehadetnamesi almıştır.

MEHMET HULUSİ EFENDİ

Temüşoğlu, ticaret ve ziraatle uğraşan Mehmet Arif Ağa'nın oğlu olup 1287 (1871) tarihinde Atina (Pazar) kazasına bağlı Hemsin nahiyesinin Yukarı Ka-le-Varoş köyünde doğmuştur. Rüştiyeyi 1301 (1885)'de dört yılda bitirip şehadetname almış ve Pazar'a bağlı Aysu köyündeki medresede tahsile başlamıştır. Tahsil için memleketinden çıkmış Arabistan ve Türkistan'ı gezdi. Hatta Afganistan'a kadar gitmiştir. Buhara, Belh, Tataristan, merginan gibi yerleri gezdikten sonra nihayet Anadolu 'ya dönüp Fatsa'da Osman Paşa Medresesinde müderris Abdulhamid Efendi'nin ders halkasına girmiştir. Üç yıl sonra da hocasından icazet almıştır.

MEHMET HURŞİT EFENDİ

Ardahan muhacirlerinden tüccar Ali Ağa'nın oğlu olup 1262 (1846) tarihinde Atina (Pazar) kazasına bağlı Hemsin nahiyesinin Maladis karyesinde doğmuştur, ilk mektebte bi müddet ders gördükten sonra Erzurum'a gidip Namervan Medresesinde müderris Hacı Osman Efendi'nin ders halkasına girmiştir. 1286 (1870) tarihine kadar Hacı Osman Efendi'den sarf ve nahiv okumuş ve akabinde istanbul'a gelip Fatih'te Darü'l-Hadis Hulusi Efendi, diğer adı ile Samancızâde Medresesine kaydolup Fatih dersiamlarından el-Hac Hafız Şakir Efendi'nin ders halkasına dahil olmuştur, ihtiyaca mebni memuriyete geçtiğinden, icazet alamamıştır.

ALİ NECİB EFENDİ

Ahmet Efendi'nin oğlu olup 1276 h. yılında Hem-şin'de doğmuştur. Kasaba-i mezkürede usul-i atik üzere Sıbyan Mektebinde Kur'an ile Tecvit ve saireyi taallümden sonra Erzurum'a azimetle Mamerdani Camii Medresesinde Müderris Hacı Osman Efendi'den ulum-i Arabiyenden sarf, nahiv, mantık ve Faarsçadan kavaid-i Pend-i Attar, Gülistan, Divan-ı Hafız, Mesnevi ve fıkıhtan Halebi, Mültema kitab-larını okuyup istanbul'a gelerek Fatih Camiinde Karinabadlızade Ömer Hilmi Efendinin halka-i tedrisine devam ve onun vefatı ile esbak Ders Vekili Ahmet Asım Efendiden itmam ile ulum-i aliye ve aliyeyi Arabiyeden ve feraizi dahi Ahmet Galib Efendiden tahsil ile iki kıt'a icazetname almıştır, imtihanla kabul olduğu Mekteb-i Nüvvab'tan 14 Receb 1306'da,üçüncü sınıf şehadetnamesi ile neş'et etmiştir. Türkçe, araçpça ve farsça okur yazardı.

HÜSEYİN AVNİ EFENDİ

"Naibzade" Süleyman Efendi'nin oğlu olup 1295 h. senesinde Hemşin'de doğmuştur. Memleketinden Erzurum'a gidip orada Hoca Mustafa Efendi'den akaid'e kadar ders görüp 1321 h. senesinde istanbul'a gelmiştir. Fatih Dersiamlarından Erzurum Mü'f-tüzadesi Ahmet Hamdi Efendi'nin tedris halkasına dahil olarak 24 Zilkade 1325'de icazetname almıştır. Mekteb-i Müvvab'tan da 12 Şaban 1329'da 3. sınıf şahadetnamesi almıştır.

MEHMET HURŞİT EFENDİ

Tomuşzade Hasan Efendi'nin oğlu olup 1267 (1851) tarihinde Hemşin'in Melmenat köyünde doğmuştur, ilk bilgileri köyünde aldıktan sonra tahsil için istanbul'a gelmiştir. Fatih dersiamlarından Hafız Şakir Efendi'den tahsille icazet almıştır. Ayrıca imtihanla girdiği Mekteb-i Nüvvab'tan da Recep 1304'de 4. sınıf niyabet şehadetnamesi almıştır.

CANSIZ HASAN BEY

1804 yılında Hemşin'de doğdu. Yeniçeri ocağının kaldırılmasıyala başlayan reform sırasında istanbul'a geldi. Denizeri olarak donanmaya katıldı. Topçu çavuşluğuna yükselerek donanmaya bağlı gemilerden birinde göreve başladı. 1839 yılında tarihe Firari Mehmet Paşa olarak gecen Kaptan-ı Derya Mehmet Paşa'nın Osmanlı Donanmasını iskenderiye'ye kaçırıp Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'ya teslim etmesine üzülen diğer gemi komutanları gibi Hasan Çavuş'ta gemisinin filikasını hazırlayarak içine bir top, tüfek pusula ve gerekli yiyecek maddesini de koyup bir kaç arkadaşı ile birlikte iskenderiye'den kaçtı. Bu başarısına karşılık subay sınıfına geçirildi. Kolağası rütbesi (yüzbaşı) verildi. 1866-1869 yıllarında patlak veren Girit isyanına izzeddin vapuru komutanı olarak katılan Hasan Bey bu isyan sırısmda isyanOiarın Girit'te cepahane ve yiyecek taşıdığı Ark'adı Vapurunu ele geçirmekle ün yapmıştır. Binbaşılık rütbesine yükselen Gamsız Hasan Bey olan üstü cesaret ve başarısı nedeniyle daha sonra Albaylığa terfi etti.

(Kaynakça: Denizci yazar Bahri J. Noyan , Emrul-lah Nutku, Arkadı vapuru nasıl yakalandı.)

AHMET TEVFİK İLERİ

1912 yılında Hemşin'in Yaltkaya Köyünde doğdu, istanbul Teknik Üniversitesi'nde Mühendislik eğitimi gördü. Samsun'da Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü görevinde bulundu. Üç dönem Samsun Milletvekili olarak (1950-1960 yılları arası) TBMM'de çeşitli görevlerde bulundu. Bu görevler dışında TBMM başkan vekilliği, Ulaştırma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Devlet Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı, Nafia Bakanlığı görevlerinde bulundu. 31.12.1961 tarihinde vefat etti.

Hemşin Tarihi İstiklal Madalyası Alanlar, Gaziler